Üretim ve Adalet: Bir Ülkenin İki Kanadı
Sözümüz herkese…
Ruhumuzu karartanlara…
“Bu ülke nasıl kurtulur?” diye sorulduğunda, cevap aslında çok net:
Önce üreteceksin, sonra da herkes çaldığını yerine koyacak.
Bakın, mesele sadece para değil, mesele sadece ekonomik büyüme de değil.
Mesele, sağlam bir temel kurmak.
Bir ülkeyi ayakta tutan iki kanat gibidir bu sözler. Biri olmadan diğeri uçamaz.
Üreteceksin.
Evet, en başta bu geliyor.
Bir milletin kendi kendine yetebilmesi için, tükettiğinden fazlasını üretmesi gerekir.
Tarlada buğday, fabrikada araba, atölyede ayakkabı, laboratuvarda yazılım…
Hepsi birer üretimdir.
Kendi değerini yaratamayan, hep başkasından medet uman bir toplum, ne kadar zengin olursa olsun, kendi kaderini belirleyemez.
Üretim sadece ekonomi değildir; aynı zamanda bir onurdur, bir özgüvendir.
Kendi emeğinin karşılığını almak, kendi gücüne inanmaktır.
Herkes Çaldığını Yerine Koyacak.
Kamu malını gasp edenler, adil olmayan yollarla zenginleşenler, koltuğunu bir güç aracı olarak kullananlar…
Kısacası, dürüstlükten, emekten ve adaletten uzaklaşan herkes bu tanımın içine girer.
Bir ülkede yolsuzluk, haksızlık ve kayırmacılık kol geziyorsa, ne kadar üretirseniz üretin, o kazanımlar su gibi akar gider.
O emekler, o alın terleri bir avuç insanın cebine girer.
Yani sorunun cevabı çok basit:
Üreteceksin ki ayağa kalkasın,
Dürüst olacaksın ki ayakta durabilesin.
Eyvallah