Zeytinde Ticaret, Hukuk ve Siyaset
Muğla gündeminde “Zeytinlik Tartışması” bir yanda “Akbelen” gerçeği diğer yanda.
CHP Milas İlçe Başkanı Ahmet Kılbey’in kendi mülkiyetindeki zeytin ağaçlarını kestiği iddiası.
Sonuç, Ahmet Kılbey parti görevinden istifa etti. Milas Tarım İlçe Müdürlüğü kesilen 27 Zeytin Ağacı için ceza yazdı.
Bu konu siyasi, ticari ve hukuki olarak ele alınmalıdır.
Biz işin ticari kısmından başlayalım. Milas ilçesi Menteş Mahallesi 109 Ada 26 numaralı parselde kayıtlı 3 bin 87 metrekarelik Zeytinli tarla, Ahmet Kılbey tarafından, damadı Milas Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürü Cenk Soydan’a satılıyor.
Satış işlemi 28 Aralık 2025 tarihinde, adi sözleşme ile ödemesi vadeli olarak yapılıyor. Ardından 29 Aralık 2025’te Ahmet Kılbey çok geniş kapsamlı bir vekalet veriyor damadına.
Şubat 2026 da, taşınmaz içerisindeki 27 zeytin ağacı köküyle beraber kaldırılıyor.
Satan ve alan arasındaki adi sözleşme tarafları bağlarken, resmiyette tapunun devri anlamına gelmemektedir. Fakat verilen vekalet tamamen inşaat yapılabilmesiyle ilgilidir.
Taşınmazı sattığını iddia eden kişi, adi sözleşmeyle sattığı taşınmaz için, alıcıya geniş kapsamlı imar uygulamaları için vekalet verir mi?
Vadeli satışta damadına güvenmeyip “ödeme tamamlanınca devri yapılacaktır.” Denmesi, ardından güvene dayalı bir vekalet verilmesi düşündürücüdür.
Ne yapılmalıydı? İpotekli satış yapılarak vekalete gerek kalmadan bu iş bitirilerek, gereksiz tartışmaların önüne geçilmeliydi. Tapu harcı da günlük değer üzerinden yatırılmış olurdu. Bugünkü satış değeriyle bir yıl sonra tapu harcı yatırılarak, paranın zaman değerinin önüne geçilmiş olurdu.
Paranın zaman değeri derken, bugünkü değerle vade farksız bir satışın vadesi tamamlandığındaki değer farkı göze alındığında, ortaya çıkan farkın öneminden söz ediyorum.
Akla şu soru geliyor, adi satış sözleşmesi olay ayyuka çıkınca mı çıkmadan önce mi yapıldı? Evraklar üzerindeki tarihe bakmaya gerek yok. Satış sözleşmesi sonrası 15 gün içerisinde damga vergisi yatırıldı mı yatırılmadı mı sorusunun yanıtı, bunun önemli bir kanıtı olacaktır.
Tarım arazilerinin satışında, Tarım İl Müdürlüğü’nün görüşü alınmalıdır. Adi sözleşmede böyle bir ek yok. Alan ve satan kişi taşınmazın devri konusunda sorun yaşamamak için bu görüşü almalıydılar. (Konunun detayı için uzun bir açıklama gerektirir)
İmara açılıp açılamayacağı konusuna gelince, mevcut hali ile çiftçi evi ve depolama yapılabilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığından izin alınması gerekir. Zeytinlik alanların yüzde 10’una alt yapı dahil inşaat yapılabilir.
Lakin, Ahmet Kılbey’ in sattığını iddia ettiği taşınmaz Köy Yerleşik Alanı içerisindedir. Köy yerleşik alanında kalan taşınmazlarda, inşaat emsali yüzde 50 olarak belirlenmiştir. (Koşulları var) Tapuda niteliği Zeytinli Tarla olan taşınmazlar, bu kapsam dışındadır.
Zeytin ağaçlarını söküp, “bakın burası zeytinlik değil.” diye Tarım ve Orman Bakanlığına başvuru yaparsanız, bu iş biraz zor. Yapılacak incelemede “evet burada dönüm başı olması gereken zeytin ağacı yok.” Derlerse, kestirmeden imara açmış olursunuz.
Ahmet Kılbey İnşaat Mühendisidir. Mesleği ve konumu gereği bu hataları yapmaması gerekirdi.
Olayın siyasi yanına gelelim. AK Parti yönetimi ve Muğla Milletvekilleri konuyu gündem yapıp, ardını boş bırakmamalarını takdir etmeli. Ahmet Kılbey’in taraftarları da “İhtiyar iki ağaç kesildi” gibi gereksiz açıklamalara girmemeliydiler.
Konuyu Akbelen’ e getirmeyeceğim, Akbelen tartışması büyük. Ulusal Enerji Politikası olmadan bu sorun düzelmez, yapan yaptığıyla kalır.
Bodrum’da, Kalyon Holding’e ait 102 bin metrekarelik alan Zeytinlik alandan çıkarılırken, AK Parti Milletvekilleri ortada olmadığı gibi, CHP Muğla Milletvekilleri de ortada yoktu.
Olaya karşı durup dava açan, zamanın Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün’dür.
Kalyon Holding’in özel mülkiyetini zeytinlikten çıkaran Tarım ve Orman Bakanlığıdır. İmara Açan Turizm Merkezi olmasına rağmen, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına nasip olmuştur.
İmara açılan yere hukuksuz olarak imar uygulaması yapıp, kamu zararına yol açarak yapı ruhsatı veren, CHP’li Bodrum Belediyesidir.
İmar planı oyununu bozan da, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’tır. Her iki plana dava açarak, uygula imar planının iptalini sağlamıştır.
Bu işler Al Takke Ver Külah misali çözülürken sessiz sedasız kalanlar, bir bardak suda fırtına estirdiler.
Bu girdap içerisinde sonuç, kendimize göre siyaset, kendimize göre ticaret, kendimize göre hukuk istiyoruz.
Tam anlamıyla “Cambaza bak.”
Vesselam…