Hayatınız sadece siz istediğiniz için, ondan sıkıldığınız ya da memnun olmadığınız için asla değişmez. Çok daha derin ve zaruri sebeplerinizin olması gerekiyor.
Zaten bir gün illa ki kendinize dönüp bakacaksınız, bakmalısınız. Hiç kimse sonsuza kadar kendisine dönüp bakmadan bu yolculuğu tamamlayamaz.
Gerçek hesaplaşma işte o zaman başlayacaktır. Herkes bir gün muhakkak kendisiyle hesaplaşmak zorundadır. Ben dünyaya geldim, bir şeyler yaşadım, kaderdi bu, oldu bitti deyip bunun bir sonraki adımına geçemezsiniz. Bu adımı tamamlamak, sonuçlarını görüp kabul etmek, bunlarla yüzleşmek gerekiyor.
Bir insan başkasıyla hesabını kapatmadan önce, muhakkak kendisiyle olan hesabını kapatmalıdır. Eğer bu yapılmazsa o konu neyse asla kapanmayacak ve yarım kalacaktır. Zihin, yarım kalan hiçbir şeyi unutmanıza izin vermez. Onun kendini güvende hissedebilmesi için o dosyayı kapatması gerekiyor. Kapatamazsa kendi yöntemiyle kapatır ve bu da asla sizin lehinize olmaz.
Yanınızdan hızla geçip giderken size selam bile vermemiş yılların olduğunu, hatta sizi fark bile etmediklerini, neler yaşayıp yaşamadığınızla ilgilenmediklerini, herkes için çok adil davrandıklarını ama herkeste aynı tesiri bırakmadıklarını, kimsenin statüsüne veya gücüne göre yavaşlamadıklarını, korkunç derecede acımasız olduklarını fark ettiğiniz anda bir şeyler değişmeye başlar.
Çoğu zamanınızın boşu boşuna geçtiğini, yıllar değişse de sizin hep aynı döngüde olduğunuzu fark edeceksiniz. Daha fazla böyle devam edemeyeceğinizi, aynı kırık versiyonla yeni bir hayat inşa edemeyeceğinizi anladığınız anda, değişmeye başlamaktan başka çarenizin olmadığını göreceksiniz.
Değişim zorunluluğu bağıra bağıra gelmez. Genellikle sessiz sessiz yaklaşır; size çok yaklaştığını ancak derin bir yaranın içindeyken anlarsınız.
Ne siz kapıyı açarsınız ne de o kapı zilini çalar. Birdenbire onu karşınızda bulursunuz. Belki üst üste uyuyamadığınız birkaç gecenin sabahında, belki “Dibi var mıdır acaba?” diye merak edip içip içip sızdığınızda ve kendinizi soğuk suyla ayıltmaya çalıştığınızda gelir. Nasıl gelir bilmiyorum ama bir gün muhakkak gelir.
Değişimin gelişi muhteşem değildir.
Oldukça soğuk, sevimsiz ve çirkin bir şeydir. Çünkü sizi sürekli övündüğünüz en güzel, en iyi taraflarınızla değil; kimsenin göremediği ve görüp söyleseler bile sizin asla kabul etmek istemediğiniz gerçeklerle yüzleştirir.
Bu tarihî buluşmada sadece ikiniz olmalısınız. Yanınıza sevdiğiniz birini alamazsınız. “Ben tek başıma yüzleşemem.” diyemezsiniz. Tek bir şahit bile olmamalı. Bu tarihî yüzleşmeye yalnız gitmelisiniz.
Eğer bunu yapabilirseniz değişimin gelişi muhteşem olmamıştı ama sizden gidişi kesinlikle muhteşem olur. Çünkü bir insanın en ağır yükü asla yaşadığı hayat, çektiği zorluklar değildir. Gerçek ve en ağır yükünüz, sürekli kaçtığınız ve yüzleşemediğiniz gerçeklerinizdir.
Bu yüzden en güzel kıyafetlerinizi giyip karşısında saygıyla eğilecek, teşekkür edip öyle uğurlayacaksınız onu. Çünkü siz artık gelip gördüğü kişi değilsiniz. O da eskisi kadar çirkin gelmeyecektir size. Bu defa üzerinde bir bilgenin ışık dolu gözleri ve çok aydınlık bir yüzü vardır.
Sizde bir şeylerin değişebilmesi için sizden çok değer verdiğiniz bazı şeylerin gitmesi gerekiyor. Bir insan ancak böyle bir durumda kendisiyle yüzleşmek zorunda kalır. Sizi sarsacak, kıracak, belki parçalayacak; eksiklerinizi görmenizi sağlayacak, daha net bir ifadeyle sizde soğuk duş etkisi yaratacak kopuşlar olduğunda aynaya bakmanız kaçınılmaz olur.
Ayna en çok böyle zamanlarda doğruyu söyler.
Değişebilmek için önce kendinizi masaya yatırmanız gerekiyor. Bugüne kadar size en çok zarar veren şeyleri tespit edip not almalı ve gerekeni yapmalısınız. Bu çok kolay olmayacaktır. Çünkü başkalarında kusur bulmak, onları dile getirmek, onlar için çözüm üretmek, tavsiye ve öneride bulunmak çok kolaydır. Ama aynı şeyi kişinin kendisi için yapması söz konusu olduğunda genellikle bu yüzleşme ertelenir.
“Sonra yaparım, bir yere kaçmıyorum, ne acelem var?” diyebilirsiniz. Kaçmaya devam edebilirsiniz ama bunu kendinize söylerken bir şeyi kesinlikle bilmeniz gerekiyor:
O “sonra” hiçbir zaman gelmeyecek. Çünkü sonraya bırakılan hiçbir şeyin sonrası yoktur.