Başka biriyle gelen gürültü, doğrulanma heyecanı, dikkatin sarhoşluğu, hepsi sahte bir huzurun ve heyecanın maskesidir. Hayatınıza giren her insan önce böyle hissettirir. Bütün ilişkilerinizi tek tek düşünün. İlk günler de hepsinde böyle hissetmediniz mi? Sonra ne oldu peki?
Yaşadığınız şey gerçek değil, bir illüzyondur.
Gerçek olan tek bir şey var o da huzurunuzun, mutluluğunuzun başkasına bağlı olmamasıdır.
Başkasına bağlı olan her şey bir sarhoşluktur. Er veya geç uyanıp kendinize geleceksiniz..
Belki şu an bir yerlerde gülüp eğleniyor, hikayeler paylaşıyor, heyecandan yerinizde bile durmuyorsunuzdur. Bunun ömür boyu süreceğini düşünüp, hayaller kuruyorsunuz.
Ergenler ülkesinin mutlu kral ve kraliçeleri; Üzgünüm ama düşündüğünüz şey her neyse o değil, sadece bir onay sarhoşluğu içindesiniz. Hepsi bu..
Kendisiyle mutsuz olup başkasıyla mutlu olmak görünmez bir iple oynatılan bir oyun gibidir aslında. Ora da geçici bir süre sadece kukla olursunuz. Seyirciler vardır, alkış vardır, sahne vardır ama gerçek yoktur çünkü başkasının sevgisi ve alkışı sizi sadece bir balon yapar. Eğer o balonu şişiren siz değil de başkası ise bir gün illa ki havadan yere düşeceksiniz, hem de sizi şişirip havalandıran kişi ne zaman isterse.
Bu da şu an yaşadığınız şeyin gerçek olmadığının metafizik bir gerçeğidir.
Hayatınızın yolculuğunu seyircilere göre veya birilerine göre belirlersiniz rotanız sürekli değişir ama kendinize göre belirlerseniz rotanız belli olur.
Evet, daha sessiz, belki daha sıkıcı bir yolculuk olacak ama en azından varacağınız yeri bilirsiniz.
Bir insanın sizi beğenmesi veya beğenmemesi sizin değerinizi belirlemez. Bu evrende ki en büyük yanılgıdır. İnsan bazen başkalarının onayını ararken farketmez ama gerçekte bunun karşılığında kendi özgürlüğünü ipotek eder..
Başkasını mutlu etmeye çalışan her insan önce kendini mutsuz etmek zorundadır. Kendini başkasının terazisine koyan her insanın davranışları değişir, değişmek zorundadır.. Eğer hayat bir sahne ise ve o sahne de başkası için oynuyorsanız, alkışa göre hareket edersiniz. Eğer yine bir insan o sahne de kendisi için varsa seyircilere bakmaz, kendisi için oynar. Işıklar, alkışlar, seyirciler umrunda olmaz.
Başkalarının onayını bıraktığınızda çok güçlü bir şey olur, kendi onayınızı bulursunuz. Size yakışır şekilde davranır, kendi doğrularınıza göre yaşarsınız.
Bir insan en çok kendine özgün yaşarken kendini özgür hisseder ve en çok böyle olduğunda kendine saygı duyar.
Beni farketsinler diye yaşayan tek bir kişi bile kendisine saygı duymuyordur.
Hep başkalarının sizi gördüğünü sanıyorsunuz değil mi?
Hayır sizi gören tek göz kendi gözlerinizdir.
Diğerleri sadece sizi izliyorlar.
Bu farkındalığı yakaladığınızda sıradan olmayı bırakıp, sürüden ayrılırsınız. O kalabalık sürüden ayrılan her insan kendini belli eder. Bunu direk farkedersiniz.
Hepimizin korkuları illa ki vardır. Kişiye göre bunlar değişir ama en büyük ve bana göre utanç duyulması gereken korku başkalarının ne düşüneceği korkusudur. Bu bütün korkular içinde en aciz olanıdır.
Defalarca kez kalbinizin istediği bir şeyi bu yüzden dile getirmediniz. Çok kez hayal ettiğiniz bir şeyi bu yüzden yapmadınız. Çok istediğiniz bir çok şeyi başkaları ne der diye ertelediniz.
İnanın bana düşündüğünüz gibi değil ve bunu eninde sonunda sizde anlayacaksınız.
Kimse sandığınız kadar sizi umursamıyor.
Bu gerçeğin farkına ne kadar erken varırsanız sizin için o kadar iyi olur. Çünkü bunun farkına vardığınızda, hata yapmaktan korkmazsınız, başkalarının ne düşündüğünü umursamazsınız.
Gerçek özgürlük bunun ta kendisidir işte.
Neden çoğu insan hiç risk almazlar?
Neden insanların çoğu yıllarca mutsuz oldukları işler de çalışırlar ve mutsuz oldukları insanlarla yaşarlar?
Bunun temelinde toplumun dayattığı korkular var işte.
Başkaları ne der?
Çağımızın vebası.
Oysa herkes bu hayatta kendi yüküyle uğraşıyor.
Gerçekte kimse kimsenin umrunda bile değil. Bu sadece toplumun küçük yaşlardan beri yarattığı bir ilüzyon.
Gerçekten özgür bir birey mi olmak istiyor sunuz?
İstediğinizi giymekle, istediğiniz yerde içip, sevişmek ile özgür olmazsınız.
Bunlar toplum içinde yaşamanın verdiği sorumluluklar. Hayvanlar bile bir arada yaşarken belirli kurallara uyarlar. Bütün canlılar için geçerlidir bu.
Bu bir özgürlük kısıtlaması veya özgürlüğün kendisi sayılmaz.
Gerçek özgürlük; Başkaları ne der, ne düşünürler diye yaşamayı bırakmaktır.
Örneğin;
Bir hayaliniz mi var?
Deneyin..
Bir iş mi kurmak istiyor sunuz?
Düşünmeyin, yapın.
Mutsuz bir ilişki içinde misiniz
Bitirin.
Hata yapmaktan mı korkuyor sunuz?
Yapın o hatayı.
Konu ne olursa olsun.
Hata yapmazsanız, öğrenemezsiniz. Denemezseniz, başaramazsınız.
Siz hiç düşmeden yürümeyi öğrenen bir çocuk gördünüz mü?
Yürümek için önce düşmek gerekiyor.
Hata yapmaktan asla korkmayın. Bu konu da kendinize sonsuz krediler açın.
Hata yaptınız diye kaybettiklerinize gelince.
Onlar yolculuğunuzda karşınıza çıkan küçük karıncalardır sadece. Onlara kızmayın çünkü karıncalara kızılmaz. Bu hayatta her şeyin bir varoluş amacı var. Onlarınki de bu. Sadece o karıncalara basmadan, onları ezmeden üstlerinden zıplayın ve yolunuza devam edin..
Bir sonra ki durağımızda görüşmek üzere.