Cumhuriyet Halk Partisi’nin bazı ürün ve hizmetlerde almış olduğu “BOYKOT” kararına karşılık, AK Parti’den “BOYKOT” kırıcılığı eylemi başlatıldı.
CHP’nin “BOYKOT” kararı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınıp tutuklanarak cezaevine konmasının ardından başlatılan protesto eylemlerinin, bazı medya kanallarında yer almamasıyla başladı.
CHP’nin almış olduğu karar haklı bir davranış, bunu tartışmak dahi gereksiz laf üretmektir. Üretimden gelen gücü nasıl sendikalar kullanıyorsa, tüketimden gelen gücü de CHP’nin seçmen üzerinden kullanması kadar doğru bir eylemlilik olamaz.
Sermaye güçlerinin, olayın ciddiyetine varıp yaptıkları açıklamaların, ciddiye alınacak bir tarafı yok. İktidar ise, kanunlardan aldığı yetkiyi zorlayarak “BOYKOT” u engellemeye çalışıyor. Yargı ise bu konuda taraf olmaması gerekirken, soruşturma başlattı.
Öncelikle şunu söylemek gerekir ki “Ne Kadar Az Tüketirsen, O kadar Özgürsün”
Ancak burada alınan boykot kararını ve sonuçlarını değerlendirecek olursak, kararın enine boyuna düşünüldüğünü hiç sanmıyorum. Yol doğru, yöntem yanlış.
Boykot edilen firmaların, zararlarından dolayı tazminat davası açabilecekleri varsayımı ise, gözdağı vermekten öte bir yere varmaz çünkü;
Boykot edilen firmalar isteseler böyle bir reklamı yapamazlardı, yapabilecek olsalar dahi yeterli reklam finansmanı bulamayacakları gibi, bedavadan bilinirliklerini arttıramazlardı.
Konuyu yerele indirecek olursak ki her şeyin yerelden başladığına inanırım. O zaman soralım CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e
AK Partili sermaye gruplarının beslediği CHP’li Bodrum Belediyesi, bu firmalardan aldıkları bağışları iade edecek mi?
Turkuvaz Grubunun sahibi olan Kalyon Holding’e tanıdığı yasal olmayan imtiyazları, geri alacak mı?
Cengiz Holding’e anasının “Ak Sütü Gibi Helal” edilen, tartışmalı yapı ruhsatları hakkında ne düşünüyor. Personel maaşını ödemek için bu firmadan alınan, henüz doğmamış ileride doğacak borca karşılık belediye kasasına emanet alınan paranın, hesabı sorulacak mı?
Boykot ettiğiniz firmaların otomobilleri, Muğla Büyükşehir ve Bodrum Belediye Başkanlarınızın ve de sizin altınızdayken, Boykot başarılı olacak mı? Bu bölümü çoğaltmak olası.

Muğla ve Bodrum Belediye Başkanlarının Makam Araçları
“Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, boykot listesini genişleterek, boykot kararı aldıkları medya kuruluşlarında reklam veren şirketlerin ürünlerinin alınmaması çağrısı yaptı.”
Detaylarda konuyu abartan Genel Başkan, hiçbir şey almayın mı demek istiyor dersiniz? Seçim zamanı zoraki reklam vermek istedikleri basın kuruluşlarını unutmuşa benzer. Aba altından sopa gösterip, farklı bir uzlaşı mı talep etmektedir bilemeyiz, lakin aynı firmalar yarın boykota boykot kararı alırlarsa maazallah, sonuçlarını düşünmek dahi istemem.
Ancak Özgür Özel ve goygoycu takımının siyaset tarihinden silineceğine emin olabilirsiniz.
Bir eylem yapılabilir ve inandırıcı olmalıdır. Medya hakimiyeti iktidarın elinde olduğu gibi, tüm iletişim kanallarına hükmedebilmektedirler.
Özgür Özel bu eylem kararının arkasında ne kadar duracak, yaşayarak göreceğiz.
Alınan boykot kararı ve boykot kırıcılığı çelişkilerle doludur. Ticaret siyasallaştırılmamalıdır diyenler, siyaseti ticarileştirmiştir. Sermaye grupları da, her zaman iktidardan yana olmuştur.
Yarın boykot ettikleri firmalarla anlaşma sağladıklarında, şu an bazı AK Parti yöneticilerinin yaptığı gibi, kitlesel olarak bu firmalardan alışveriş mi yapacaklar?
Yerelden devam edelim…
Boykota, karşı alışveriş yaparak boykotun etkisini azaltmaya çalışan AK Parti Muğla İl Başkanı Haluk Laçin, Muğla Milletvekili Kadem Mete ve Ak Parti Muğla İl Yöneticisi ve Bodrum Belediye Meclis Üyesi Seha Ergene, sosyal medyadan, Espressolab’ da kahve içerek, yerli ve milli üretime destek verdiklerini ifade eden paylaşımlarda bulundular. (Kahve ne zamandan beri yerli ve milli oldu?)
Bu paylaşım için Ticaret Bakanlığı, Vedat Milor için başlattığı “örtülü reklam” soruşturması başlatacak mı? Merak ediyorum.
Yazılmayanı yazmaya devam edeceğim biline, Özgür Özel’in kitlesel eylemleri içinde ez cümle şunu ifade etmeliyim ki; eğer eylemlerde eylemcilerin az bir kısmı dahi göz altına alınıyorsa, ya kitleye sahip çıkamıyorsunuz ya kitleniz kontrolden çıkmış ya da eylemlerinizde, bu durumdan siyasi çıkar bekliyorsunuz demektir.
Dokunulmazlık zırhıyla meydan okumak kolay, ancak sahada savunmasız gençleri yok saymak, Ekrem İmamoğlu için gençleri feda etmek ne kadar doğrudur?
Başarılı eylem mi soruyorsunuz? Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın hem kitlesine sahip çıkarak, hem provokatörleri ifşa ederek, herhangi bir amacı dışında olaya meydan vermeyerek süreci tamamlamıştır. Bodrum Emniyet Müdürlüğü’nün bu konudaki hassasiyetini de unutmamak gerekir.
Meydanlarda sinmiş Veli Ağababa vekilinize selam olsun! Dikkat! Partinin otobüsünü çaldırdınız, koltuklarınızı da iktidara çaldırmayın(!)
Vesselam…